Şşt demokrasi, orada mısın?

Hükûmet yanlısı kişilerin ağzında bir laf, “Toplum demokratik hakkını kullandı. Demokrasilerde olması gereken bir süreç ama artık bu iş uzadı, amacından saptı.”

İktidar, “Demokratik hakkınızı kullandınız, haydi şimdi evlere dağılın,” diyor. Dır dır eden kişi karşısında umursamadan, “Hı, hıı,” deyip, yine bildiğini okuyacak olan kişiler gibi. İnsanların sürekli meydanlarda toplanma sebebi, yine aynı teranenin (hatta daha şiddetli yaptırımların) olacağını bilmesi.
İnsanlar biliyor ki, demokratik ülkelerde bu kadar kişi sokağa döküldüğünde vali istifa eder, belki belediye başkanı, olmadı emniyet müdürü, bilemedin bir bakan, görevini bırakır. Utanır.
Düşünün ki bu durum, “Ayakların baş olması,” diye yorumlanıyor.
İnsanlar biliyor, şiddetin cezasız kalmaması gerektiğini, ecelsiz her ölümün katilleri olduğunu, cadı avını, baskıları, pişkinliği, yandaşlığı, çıkarcılığı, ve neler yapılabilecekken yapılmadığını.
Düşünün ki bu durum, “faiz lobisine, ülkenin iyiye gitmesini hazmedemeyen, her iyi girişime karşı durup, demokrasi adı altında yağmacılık yapanlara ve azınlığın çoğunluğa uyguladığı yaptırımlara karşı bir savunma,” olarak yorumlanıyor.

Demokratik haklarını kullanıyor insanlar ama karşıda dinleyen olmadığı sürece bu mücadele bitmiyor.

Bir diğer laf, “Seçimle gelindi.” “O zaman sandığa gömün bizi.” “Er meydanı sandıktır.”
“İktidar mücadelesi sandıkta, demokrasi mücadelesi meydanlarda yapılır.”
Çift rakamlı yüzdelere sahip seçim barajı ile demokratik bir seçimden söz edilemeyeceğini, en aptalı bile biliyorken, seçimleri işaret etmek komedidir. Demokrasi söylemi böyle bir yüzdenin arkasında yapılmaz, yapılamaz.
Seçimle gelenlerin görevi, “Çoğunluğun despotluğunu azınlığa yaşatmak,” değil; tam tersi, onlara kulak verip haklarını korumaktır.

Demokrasi iki söyleme sıkışmış.
Demokratik haklarını kullandılar, haydi şimdi dağılın. Kış kış…
Seçimde görüşürüz. Seçim, seçim, seçim.

Bir ülke bu denli sıkışmışsa, tek bir çözüm vardır.
Ülkenin kültüründe çok yeri olmayan ama olmaya başlaması gereken, grev
Karşınızda kibirli ve benbilirimci bir iktidar varsa, ancak kapitalist düzenin çarkları dönmediğinde (durma tehdidi ile karşılaştığında) iktidarın dikkatini çekersiniz. Çünkü çarklar yoksa, onlar da yokturlar, varlık sebeplerini kaybetmek istemezler.
Ayakların baş olması değildir bu, ayakların adımları/yürüyüşü sayesinde başın ilerlediğinin keşfidir. Ayak durursa, baş onu yürütmek için emirler verecektir elbet, ama aradaki bağlantılar kopmuşsa, baş istediği kadar emir versin, ayağına istediğini yaptıramayacak ve ayağını kopartıp atamayacağı için bir gün, “Ayağıma ne oldu?” merakıyla ona dokunacak ve onu iyileştirmek için harekete geçecektir.

Tansu Yalkın
Not: Bu yazıdaki ülke kurgulanmış bir ülkedir. “Halkın sürekli sokağa çıktığı, iktidarın ise umursamadığı bir ülke yapısında, halk nasıl çözüm üretir?”, sorusu sorulmuştur. Gerçek ülke ve kişilerle yakından uzaktan bir alakası yoktur.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Please log in using one of these methods to post your comment:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s