Dünya değişime hazırlanıyor

Fransız devrimi nasıl bir günde gerçekleşmediyse, oluşacak yenidünya düzeninin de alt yapısını oluşturan bir dizi olaylara şahit oluyoruz. Küreselleşme ve sınırların kalkması rüyası yavaş yavaş devrini tamamlıyor.

Bireysel hak ve özgürlükler, ülke sınırları içinde yaşayanlara tanınmış eşitlik ilkeleri, şekil değiştirmeye başlayacak. 7 ocak 2015 Paris Charlie Hebdo katliamı’nı ise tarih önemli bir dönüm noktası olarak anacak.

Avrupa’da yaşayan göçmenlerin bir süre sonra asimile olacakları ve ülke düzeniyle uyum içine gelerek faydalı birer birey olacakları hayali yok oluyor. Göçmenler asimile olmadığı gibi, kendi bölgelerinde çoğunluğu elde edip, kendi kültürlerini yaşattılar. Ülke refah ve özgürlük içinde yaşarken, göçmelerin pek çoğu kaybolup gitti. Hem ülkenin onlara sunduğu hak ve özgürlüklerden yararlandılar, hem de ülkeye uyum sağlayamayıp çoğu kültürel sıkışmışlık içinde kalakaldı.

Özellikle IŞİD ve Boko Haram gibi terör örgütleri, bu ait olamamış, sıkışmış, hayatta bir kez olsun önemsenmek, fark edilmek isteyen gençlere tutunacak bir dal verdi. “Gelin öldürelim, kafa keselim, bizi önemsemeyenler bizden korksunlar, eey sen hiç önemsenmemiş kişi, katıl bize ve korksunlar senden,” söylemi pek çok taraftar topladı. Bu terör gruplarının beklenmedik cazibesi tam da buradan geliyor. İster cahil deyin, ister beyni yıkanmış, yine de pek çok ülkede var olan tutunamayan Müslüman gençler bu terör örgütlerinin üyesi oluyor ya da sempatizanı.

Dünya bir güncük bile önemsenmek isteyen 7,5 milyar insan için fazla kalabalık. Pek çoğumuza, o bir güncük sıra gelmiyor bile ve bu örgütler, onlara bu şansı veriyor(!)

Bu gruplar böyle giderse (ki gideceğe benziyor) Avrupa’da artan sağ görüş yavaş yavaş temel bulacak ve ırkçılık artacak. Avrupa ülkeleri, “Madem benim olanaklarımdan, refahımdan, özgürlüklerimden faydalanıyorsun, gelip benim ülkemde terör yapamazsın,” demeye başlayacak. Göçmenler, faydalılar ve faydasızlar (asimile olmuş, uyum içinde yaşayanlar vs) olarak ikiye bölünecek ve diğerleri için yaptırımlar gelmeye başlanacak. Bu yaptırımlar sonucu elbette isyanlar çıkacak, isyanlar çıktıkça, “Bakın gördünüz mü,” denilecek ve daha da sert kanunlar çıkacak. Ve bir gün, “Git kendi ülkende isyan et, bizim refah içinde yaşayan sokaklarımızdan uzak dur,” söylemleriyle, bir soykırım edasıyla binlerce kişi ülkelerine geri dönmeleri için zorlanacak.

Çünkü küresel ısınma sonucu arka arkaya gerçekleşecek kuraklıklar, yetmeyen kaynaklar, ülke dengelerini de bozacak ve kalabalık olan nüfuslarını azaltmak için, zaten uyum sağlayamamış ve uyum sağlayamadıkları gibi ülkede özgür düşüncelere katliam yapan kesimleri hedef alacaklar. Ne olacaksa, ilk göçmenlere olacak.

Önümüzdeki seneler, bunların temellendirildiği yıllar olacak. Sonraki dönemde bunların yavaş yavaş yaşanıp, ardından büyük değişiklerin olacağını göreceğiz. Yepyeni ideoloji ve düşünceler üzerine kurulu yeni bir dünya, ama bu sefer, birbirlerinden tam olarak ayrışmış. Refah içinde olanlar ve olmayanlar olarak.

Ve insanlar, şimdi nasıl şimdiki yadsınamaz özgürlükleri savunuyorsa, gelecekte çocuklarımız bambaşka özgürlük biçimlerini savunacaklar ve belki de haklı olacaklar.

Reklamlar