Tek adam, tek doğru

Savaşlar, ülke kurma mücadeleleri, inandığı şeye göre ülkede devrimler yapma, derken bir sürü unvanı var Atatürk’ün. Devrimci, başkomutan, lider, ilk cumhurbaşkanı vs. Ülkede pek çok kişinin ebedi lideri.

Alkol düzenlemesi, kürtaj söylemleri, eğitim reformları, barış süreci, türbanın kamuya girmesi, onun için devrimleri temsil ediyor. Sen, ben, o inanmayabilir, gülebilir, kulak ardı edebilir ama pek çok kesim için bunlar bir devrim özelliği taşıyor.

Komşularımızla neden kavgalıyız? Ülke içindeki bu gerginlik neden? Bitmeyen darbe cümleleri, herkes bize karşı söylemleri ne için? Peki ya, “Bu süreç yeni bir İstiklal Savaşı mücadelesidir,” denmesinin sebebi? Başkomutan olma sevdası. Yıllar sonra, “kimlerle savaştı, kimlerle mücadele etti, başkomutan edasıyla,” densin diye. O, tek başına bir başkomutan gibi bunlarla savaştı ve göğüs gerdi.

Partisini tek adamlıkla yönetiyor, kimine göre despot, otoriter; kendisine göre, “Ülke için doğruları tayin edebilecek yeterlilikteki tek adam.” Lider.

İster beğenin, ister beğenmeyin, yapılanları doğru bulun ya da bulmayın, Atatürk’ün tüm yaptıklarını kendi doğrularına göre yapmak ve Atatürk’ün tüm unvanlarına sahip olmak istiyor. Bu yüzdendir doksan sene önceki teknolojiyi, ülkenin o dönemki zorluklarını ve ekonomisini düşünmeden,  “Asıl biz demir ağlarla ülkeyi ördük,” demesi. Onu bile kıskanıyor.

Şimdi, siz sanıyor musunuz ki, Türkiye’nin 12. Cumhurbaşkanı olarak anılmak isteyeceğini. Şimdi yapmaya çalışacak ama yapamazsa bir sonraki seçimde kesinlikle; “ilk” ve “birinci” unvanlarını almak isteyecek. Türkiye Cumhuriyetinin ilk başkanı ve pek çok kişinin ebedi lideri.

2014 Cumhurbaşkanlığı seçimlerine kadar yasaları değiştirmezse üzüleceğini sanmam, bir sonrakinde kesinlikle değiştirmeye çalışacak ve son cumhurbaşkanı unvanını da böylece cebine koymuş olacak. Ortada onun için yine bir kayıp söz konusu olmayacak.

Bu uğurda yatıklarını yapacaklarını asla ahlaksızlık, kötülük, diktatörlük olarak görmeyecek. Çünkü o tek adam, tek doğru.